~hayaLperest pacch~

“Bu Yalnızlığın Sadece Görünen Yüzü”

kadın, erkek ve aşk… Şubat 28, 2007

Kategori: Derin Anlam — pacch @ 11:59 pm

Başından büyük bir aşk geçmemiş her kadın için bu bir eksikliktir; başından büyük bir aşk geçmiş her erkek için ise bu bir fazlalıktır.

Erkeğin hayatında belki bir aşka yer vardır. Kadının ise aşkında belki bir hayata… Erkekler deli gibi aşık olurlar, zamanla akıllanırlar. Kadınlar ise akıllı gibi aşık olurlar zamanla delirirler.

Aşk kadını ve erkeği farklı etkiler. Aşık olan kadının gözünde başka hiçbir şeyin değeri kalmaz. Aşık olan erkeğin gözünde ise her şey yeniden değerlenir. Çünkü aşık kadın ”nasıl olsa bitecek” sezgisi ile hareket eder. Aşık erkek ise “nasıl olsa sonsuza dek sürecek” yanılgısıyla… Aşık kadınlar bu yüzden hep endişeli ve huzursuzdurlar; aşık erkekler ise melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön…

Aşık olmak erkeğe yakışır. Kadına asla! Kadına yakışan sadece aşktır. Aşksız bir erkek kendini kölesiz bir efendi gibi hisseder, aşksız bir kadın ise efendisiz bir köle.

Kadın ne ister? Ne mi ister? Hepsini ister. Ve aynı anda. Peki erkekler ne ister? Hem sevgili karıları hem de haremleri olsun isterler.peki neden korkarlar? Hem karısız hem de haremsiz kalmaktan korkarlar. Kadın ereğinin kendisine kul köle olmasını ister; olunca da onan nefret eder. Erkek ise kadının kendisine köle olmasını istemez olunca da onu sever. Bir erkek kadından bıktığı için onu terk eder, bir kadın ise erkeğinden sıkıldığı için. Arada çok önemli bir fark var. Bir erkek doyduğu için kadınından bıkar. Bir kadın ise doyamadığı için erkeğinden sıkılır. Erkek kadının fiziksel görüntüsüyle; kadın ise erkeğin şehvetiyle tahrik olur. Onun için kadınlar karşılarındaki anlarlar erkekler ise sadece görünen dünyayı. Kadın terk edildiği ve aldatıldığı zaman da, birde terk edildiğinde hiç tereddüt etmez. Kararlı, şuurlu ve son derece akıllı biçimde bütün strateji ve nokta hücumu taktikleriyle delirir. Delilik kadınları aklıdır. Ve sade bu özellikleri bile, onların erkeklerden daha üstün kabul edilmeleri için yeterli bir sebeptir.

Kadınlar, sezgileriyle her şeyi bilirler. Erkekler ise akıllarıyla hiçbir şeyi bilemezler.

Kadınlar çoğu şeyi görürler. Göremediklerini duyarlar. Duyamadıklarını ise sezerler. Dişilik yalnız algı kapılarını değil; bütün telepati, sezgi, altıncı his ve üçüncü göz kapılarını açan LSD, Mecaline, Psilosibin kadar güçlü bir iksirdir. Kadınların sezgileri o kadar olağanüstüdür ki, onları erkeklerden çok daha üstün saymamak için hiçbir neden yok. Sezgi de neymiş mi dediniz? Aklın eli, kolu, gözü, kulağı ve burnudur. Aklın dürbünü, pusulası ve radarıdır. Şahini ve tazısıdır. Kapanı, tuzağı ve oltasıdır. Sezgi en kurnaz avcıdır. Sezgi olmasa ne bilim ne felsefe ne de sanat olurdu. Akıl mı? Akıl sezginin uşağıdır. O kadar… Sezgileri yerine bilgileri ile hareket eden bilgiç kadınlar kadar itici yaratıklar düşünemem. Akılları ve kültürleri ise itici değillerdir; ama sıkıcı olurlar çoğu zaman. Kadına en çok yaraşan ne akıl, ne bilgi ne de kültürdür. İnce ve şuh bir zekadır…

(Yılmaz Erdoğan’dan)

 

ben sana mecburum… Şubat 28, 2007

Kategori: Derin Anlam — pacch @ 11:59 pm

Ben sana mecburum bilemezsin

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

Büyüdükçe büyüyor gözlerin

Ben sana mecburum bilemezsin

İçimi seninle ısıtıyorum

 

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

Bu şehir o eski İstanbul mudur?

Karanlıkta bulutlar parçalanıyor

Sokaklambaları birden yanıyor

Kaldırımlarda yağmur kokusu

Ben sana mecburum, sen yoksun…

 

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur

İnsan bir akşamüstü ansızın yorulur.

Tutsak ustura ağzında yaşamaktan

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu

Birkaç hayat çıkarır yaşamasından

Hangi kapıyı çalsa kimi zaman

Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

load29229.jpg

Fatih’de yoksul bir gramafon çalıyor

Eski zamanlardan bir cuma çalıyor.

Durup köşe başında deliksiz dinlesem,

Sana kullanılmamış bir gök getirsem;

Haftalar elimde ufalanıyor

Ne yapsam, ne tutsam , nereye gitsem?

Ben sana mecburum sen yoksun…

 

Belki haziranda mavi benekli çocuksun,

Ah seni bilmiyor, kimseler bilmiyor…

Bir şileb sızıyor ıssız gözlerinden

Belki yeşilköyde uçağa biniyorsun

Bütün ıslanmışsın, tüylerin ürperiyor,

Belki körsün, kırılmışsın, telaş içindesin

Kötü rüzgar, saçlarını götürüyor.

 

Ne vakit bir yaşamak düşünsem,

Bu kurtlar sofrasında belki zor.

Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

Ne vakit bir yaşamak düşünsem,

Sus deyip adınla başlıyorum.

İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin,

Hayır başka türlü olmayacak

Ben sana mecburum bilemezsin…

 

biraz gülsek? Şubat 28, 2007

Kategori: Kommix — pacch @ 11:57 pm

 

ömru uzatan 7 gıda Şubat 28, 2007

Kategori: Sıhhat — pacch @ 11:55 pm

Sinirleri rahatlatıyor

TARÇIN: Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.

Patatesi haşlayın

PATATES: Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi’ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17. sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.

Diyabeti önlüyor

KAHVE: Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.


Kanseri engelliyor

ÇAY: Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60′a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor

Kaslar için faydalı

SEBZE ÇORBASI: Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellikle sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.

Kalbi koruyor

BADEM: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

Kansere karşı birebir
ZEYTİNYAĞI: Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı
alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren “8oxodG” adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanı sıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor, 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.

 

savaşın ortasında bir çocuk Şubat 28, 2007

Kategori: Gizli Bahçem — pacch @ 11:53 pm

Ne kadar basit aslında değil mi hayallerimiz… Basitlikten kasıt bir Irak’lı çocuğun gelecek hayalleri kadar bile genel değil. Sadece kişisel, çok para kazanmak, rahata ermek, aşık olmak, o kişinin de sana aşık olması ve mutlu bir hayat sürmek, güzel bir araba, ev…..vs.

Her gün bir çocuğun gözünden onlarca damla yaş düşüyor, ailesi dağılıyor, kan onlar için artık normal… Onların hayalleri artık şeker, oyuncak bile değil, sadece bomba sesi olmadan uyanabilmek, sevdiği birini kaybetmemek, silahlı asker abileri(!)nin gelip birilerini vurmaması, dün bahçede oynadığı arkadaşının kana bulanmış, parçalanmış, etrafa saçılmış cesediyle karşılamamak… Onların hayali artık kan ölüm savaş üzerine, bunları yaşamamak. onların hayali korkusuzca sokağa çıkmak, her gün açılan onlarca minik elin sahiplerinin tertemiz yüreklerinden bu dualar geçiyor. onlar mağdur, onlar masum, onlar korkuyor! Onların hayali o kadar büyük ki…

siz hiç küçükken babanız dışarı çıktığında acaba askerler onu öldürmüşmüdür diye korku duymak nedir bilir misiniz? siz ekmek almaya gittiğinizde bile tekrar geri dönememe, döndüğünde bulamama korkusu yaşadınız mı çocukken? siz hiç…, siz hiç…, siz hiç…… Şimdi bile ufacık bir sorundan, istediğiniz gibi kazak bulamamaktan, huzur içinde güvenli şekilde yaşadığınız evinizde bile canınızın sıkılmasından yakınıyorsanız, bu çocukların çektiğine nasıl katlanırdınız ki?
(her hakkı yüreğimde saklıdır)