~hayaLperest pacch~

“Bu Yalnızlığın Sadece Görünen Yüzü”

kısa bir saçmalık Şubat 28, 2007

Kategori: Gizli Bahçem — pacch @ 11:52 pm

Hayatta bir tek kelimeye bile muhtaç olacak duruma geliyoruz…Sonucunda deli gibi acı çekiyoruz, binlerce kez “neden?” diyoruz, veryansın ediyoruz kendimize, hayat zindan oluyor ölmeyi bile arzuluyoruz… Neden? Tek bir kelime için..ne kadar hazin…

Ya da giden sevgiliye boğazında düğümlenen, çıkmak için tek bir hareketine, müsadene bakan ama senin gitmesi için insafsızca müsaade vermediğin “dur” sesini yüreğinden diline dökememek… bu daha da acı……
(her hakkı yüreğimde saklıdır)

 

bir yüreğin öyküsü… Şubat 28, 2007

Kategori: Gizli Bahçem — pacch @ 11:51 pm

Neydi beni sana bağlayan?
Neden geceleri uyuyamıyorum artık?
Niye yıldızları efkarıma boğup, sayıyorum onları?
Yıldızlar mıydı beni sana düşüren?
Bu denli muhtaç eden;
Neden suçlu bildim,
Özlemime dahil ettim masumları?
Sen karşımdaydın hep,
Uzanamadım…
Çiçekleri coşturan,
Gökyüzüne renk katan
Yağmur sonrası güneş gibiydin.
Yeri geldi coştu bu gönül, lakin;
Sensizlik ağır geldi, güçsüz düştü,
Sana yetişmeye elvermedi bu gönül…
Avazı çıktığı kadar bağırdı içinden, haykırdı
Ama ne duyan, ne gören olmadı.
Hep uzattı elini, ama sanki bulutlara uzatıyordu,
Elleri hep boşta kaldı…
Kucağında çaresiz ümitleri,
En derin yalnızlıklara daldı.
Hayatı kurallara, gurura bağlı oynadı,
Düştü, dizleri parçalandı,
En sağlam, en güvenli yerleri bile yıkıldı;
Kan ağladı bu gönül! isyancıyı oynadı.
Derken yeniden canlandı,
Tam başardı, işte bu sefer oldu derken,
Yüz üstü bırakıldı, unutuldu bu gönül…
Hüzne doydu,
içinden sessiz sedasız ağlıtlar yaktı…
Tek bir cümlene muhtaç yaşadı.
Ama olmadı, başaramadı…
sensizlik ağır geldi, kaldıramadı
Ve yağmurlu bir sonbahar akşamı;
Veda etti bu gönül, toprağa yaradı…
(her hakkı yüreğimde saklıdır)

 

hayat, bana hayatımı geri ver.. Şubat 28, 2007

Kategori: Gizli Bahçem — pacch @ 11:21 pm

Neler aldın hayat benden bir bilsen…
Birçok sevdiğimi, umutlarımı, belkilerimi , neşemi, oyunlarımı, çocukluğumu.. En çok çocukluğuma üzüldüm ama. Umudum belki hala var biraz, ama çocukluğum yok. Oynadığım oyunlar, koştuğum bahçe, şeker veren teyze, terliyken su içtiğim çeşme… Hiçbiri yok artık. Yoklar yerlerinde. Kimi kırılmış, kimi “yıkılmış”, yenilmiş sana…

Sabah kalktığımda yine bahçede oyunlar oynama isteği duymak istiyorum. Onu bile almışsın be hayat. O hissi de duyamıyorum. Görmek istemiyorum bu dünyanın pisliğini, yine çocuk gibi bakmak istiyorum sana, içimde kuşku olmasın istiyorum. Gerçek niyetleri bilmek istemiyorum! Yine masum oyunlarda kötü olarak en fazla “oyunda” mızıkçılık görmek istiyorum… “Yaşamda” değil. Sadece oyunda sahte hayvan taklitleri istiyorum. Gerçek değil.. En fazla ağızdan çıkan ateş sesleri ve sahte ölüm taklitleri istiyorum. Gerçek değil…

Çok şey mi istiyorum… Sadece çocuk kalmak…

Biliyorum sana biraz haksızlık ediyorum. Her aldığın iyi, her aldığın sevdiğim şeyler değildi… Bendeki “kötü”leri de zehirleri de aldın. Düşüncesizliğimi, deneyimsizliğimi aldın. Olgunluk, bilgi, beceri… Belki de fazlasını verdin. Ama sadece “belki”.

Aldın, alıyorsun, alacaksın… Zaten sahip olamadığım senin hesabını sormuyorum…

Ama keşke çocukluğum kalsaydı be hayat… Daha da kötüsü gençliğimi de alıyorsun her geçen gün.
Daha ne alacaksın benden? Ne vereceksin? Merak ediyorum…
(her hakkı yüreğimde saklıdır)

 

Bu kadar acıya hazır mısın? Şubat 28, 2007

Kategori: Hayata Dair — pacch @ 11:14 pm

Tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak.
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin.
Sokağa fırlayacaksın, sokaklar da dar gelecek;
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi…
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü…
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek,
Bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin…

Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan…
“Önemli olan sağlık.”, “yaşamak güzel.”, “boş ver, her şey unutulur.” vb.
Sen hiçbirini duymayacaksın.
Gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin…
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek
İsteyecek kadar çok seveceksin…

Hep ondan bahsetmek isteyeceksin…
“Ölüme çare bulundu” ya da “yarın kıyamet kopacakmış” deseler
Başını kaldırıp “ne dedin?” diye sormayacaksın…
Yalnız kalmak isteyeceksin;
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak…
İkisi de yetmeyecek.
Geçmişi düşüneceksin.
Neredeyse dakika dakika…
Ama kötüleri atlayarak…

Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin…
Gittiğin yerlere gitmek…
Bu sana hiç iyi gelmeyecek…
Ama bile bile yapacaksın…
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın…
Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin…
Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin…
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin…
Herkesi ona benzetip…
Kimseyi onun yerine koyamayacaksın…
Hiçbir şey oyalamayacak seni…
İlaçlara sığınacaksın…
Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan…
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren…

Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek…
Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin…
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak…
Sabahı iple çekeceksin…
Bazen de “hiç güneş doğmasa” diyeceksin…
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler…
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin…
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin…
Nafile…
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek…
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin…
Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin…

Telefonun çalmasını bekleyeceksin…
Aramayacağını bile bile…
Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek…
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla…
Yüreğin burkulacak…
Canın yanacak…
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin…
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden…
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın…
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret edeceksin…
Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin.
Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek…
Ama bir umut…
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu…
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak…
Gel gitler içinde yaşayacaksın…
Buna yaşamak denirse…

Razı mısın bütün bunlara…?
Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye…?

 

bıraktın beni… Şubat 28, 2007

Kategori: Gizli Bahçem — pacch @ 9:15 pm

 

Bıraktın beni sensiz…

Eğer sensizse “kimsesiz”.

Neden gittin sanki?

Şimdi mirasın gözyaşları gözyaşları içinde, çaresiz…

Neden yarınlarımı alıp, sadece anılarımla bıraktın beni?

Tekrar tut ellerimden,

Tekrar coştur bu yüreği.

Deli gibi atsın,

Nefes alıp verişim hızlansın…

Biliyorum duymuyorsun.

Ama şunu bilseydin keşke:

Sen bu yüreğin, vazgeçilmez parçasısın…