Herkesin bazı alışkanlıkları vardır vazgeçemediği. Ben de son günlerde bir alışkanlık edindim. Şuursuzca saati kapatıp tekrar uyuyorum. Uyandığımı hatırlıyorum, saati kapattığımı da. Ama sorun şu ki kendime “dur tekrar uyuma, haydi kalk” diyemiyorum.
Sabah 9′da Türkçe yazılı anlatım türleriyle ilgili bir final vardı. Hiç çalışmamanın verdiği tedirginlikle uyumuştum 3 saat. Kaç sat uyuduğumla pek ilgisi yoktur ama uyanamamıştım işte. Son günlerde sık sık yenildiğim alışkanlığım bu defada galipti. 08.45te arkadaşımın “hangi kantinde olduğumu öğrenmek için” aramasıyla uyandım. Ne kantini! Daha uyuyordum. Bir telaş telefonu fırlattım nasıl hazırlandığımı bilemeden kendimi dışarı attım. “sabah bakarım” diye erteleğim dersi çalışacak zaman yoktu artık. Kime rezil olursam olayım bana ne diye başladım koşmaya. Tam da ben sokağa çıktığımda beliren ilk fakülte-çamlık dolmuşuna attım kendimi. Tuhaf şey, başka zaman oturacak yer olmayan dolmuşta kimse yoktu benden başka. Güzergah değişikliğindendir dedim düşünmedim sebebini. Fakat tuhaflıklar bırakmadı birbirinin peşini. Şoför de genç, hız tutkunlarından, belli. Hala nasıl olduğunu anlamış değilim ama 13 dakikada bşka zaman 45 dakika süren bir yolu tamamladık. Hem de ne hızımızı kesen bir yolcu, ne de trafik ışığı vb. bir engele takılmadan. Tam kağıtlar dağıtılırken yetiştim sınava. Sınavdan yalnızca 15 dk. önce uyandığım halde…
Mucize gibi…
Beni aradığı için monarosa’ya teşekkürler…