~hayaLperest pacch~

“Bu Yalnızlığın Sadece Görünen Yüzü”

siyah gözlerine beni de götür… Mart 19, 2007

Kategori: Derin Anlam — pacch @ 9:50 pm

Daha Dokunmadan Kuru İrem
Çöllere Bir Türlü Yağamıyorum
Yeni Bir Koşunun Başlangıcında
Biraz Deprem Sonrası,
Biraz Şehir Hülyası,
Bir Kalp Yangınından Geriye Kalan
Siyah Gözlerine Beni de Götür

Artık Bu Yerlere Sığamıyorum…

Pembe Uçurtmalar Yolladığından Beri,
Sarardı Tiryaki Menekşeleri
Sonbaharın Tozlu Kafeslerinde,
Sevgi Turnaları Yakamıyorum
Turnalar Gidiyor; Ben Kalıyorum…

 

Avareyim, Asudeyim, Yorgunum
Bilmiyorum Neden Sana Vurgunum…

 

Erzurum Garında Banklar Üstünde
Uyku Tutmuyor Karanlıkları
Yitik Düşlerimi Kovalıyorum
Gölgeler Gidiyor; Ben Kalıyorum…

 

Binbir Türlü Kokuyorsa Yaylalar
Siyah Gözlerine Beni de Götür;
Baharın Koynundan Koparım, Sana
İpek Bir Mendile Sardığım Yüreğimle
Şehzade Gülleri Gönderiyorum
Umutlar Kalıyor; Ben Gidiyorum…

 

Bütün Yelkenleri, Deniz Fenerlerini,
Kaptanları Sorgulayan,
Yanından Geçen Küheylanların
Korku Tufanına Yakalandığı
Siyah Gözlerine Beni de Götür…

 

Güneş Ülkesinden Gelen Yiğitler
Benzeri Olmayan Bir Dünya Kursun
Cellat Ayrılığın Boynunu Vursun…
Usul Usul İntizarı Çürüten
Bu Hercai Diken, Bu Çılgın Arzu
Sürüklüyor İmkansız Muştuların
Eşiğine, Gönül Vadilerini
Bir Ağaçtan Düşen Yapraklar Gibi
Düşüyorum Tanyerine
Ya Topla Yaralı Kırlangıçları
Ya da Bu Vefasız Şarkıyı Bitir
Özgürlüğe Giden Tutsaklar Gibi
Siyah Gözlerine Beni de Götür…

 

..alıntıdır..

 

bu şiir göz rengimden dolayı dikkatimi çekti
şaka bir yana çok hoş ve duygulu… “umutlar kalıyor, ben gidiyorum” ve “cellat ayrılığın boynunu vursun” cümleleri çok acıttı be umutları da yanımızda götürsek olmaz mıydı sanki..

 

beni seviyor musun? Mart 9, 2007

Kategori: Derin Anlam — pacch @ 3:52 pm

Kadın adamı çok seviyordu…
Yemyeşil ovalarını verdi adama
Yaşam fışkıran.
Beni seviyor musun?
Evet, dedi adam…
Güneşini, ayını verdi kadın
Yıldızları taktı bir bir adamın omuzlarına…
Beni seviyor musun?
Tabi, dedi adam…
Kadın çağladı
Gürül gürül akan pınarını verdi adama.
Beni seviyor musun?
Elbette, dedi adam…
Kadın bağlandı
Yaşam ipini adama verdi.
Bir oldular tek oldular adamla.
Beni seviyor musun?
Biliyorsun, dedi adam…
Kadın dağlarını verdi adama
Tırmandılar doruklara.
Beni seviyor musun?
Aşağılara baktı adam zirveden.
Başkalarını gördü
Sustu adam…
Ağladı kadın…
Gözyaşını verdi adama
Almadı adam…
Kadın onurunu verdi adama
Şaşırdı adam…
Sordu yine usulca kadın
Beni mi seviyorsun?
Onu da seviyorum seni de, dedi adam…
Sustu kadın…
Verecek bir şeyi kalmadığında…
Senin yüreğine ihtiyacım var, dedi adam
Başkasını sevebilmek için…
Çıkarıp yüreğini verdi kadın.
Korktu adam…
Beni sevmiyor musun, dedi adam.
Sesi yoktu kadının söyleyemezdi.
Gözleri yoktu kadının ağlayamazdı.
Kalbi yoktu kadının sevemezdi.
Onuru yoktu kadının yaşayamazdı.

Nurdan ÜNSAL

 

bir kadın tanımak… Mart 9, 2007

Kategori: Derin Anlam — pacch @ 3:51 pm

Bir kadın tanımak…
Bütün gel-git’leri, kaprisleri, küçük şımarıklıkları,
Korkuları, şaşkınlıkları, hercailikleri,
Hayal kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri,
Başarıları, başarısızlıkları, kurnazlıkları,
Saflıkları, çocuk ağızları, şirinlikleri,
Küçük yalanları, büyük itirafları,
Kocaman yürekleri ile kendi olmaya çalışan kadınları tanımak…
Bir kadını sevmekle başlar her şey ama,
Bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına.
Bir kadını tanımaya soyunmak
Zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır.
Dört mevsimi bir yürekte buluşturur,
Bu yüzden de sürekli şaşırtırlar.
Sürprizlerin ardı arkası kesilmez.
Zordur anlamak onları.
Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de!
Kendi zekasını hatırlatanları sever,
Sevgisini göstermekten ürkmeyenleri,
Sürprizlere hazırlıklı olanları bir de.
Muson yağmurları gibi yağarken,
Sahra’ da çöl fırtınası koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler.
Dedim ya bir dünyadır kadınlar,
Yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen…
Bir kadını sevmekle başlar her şey ama,
Bir kadını tanımakla anlaşılır, hayatın sırrına ancak aşkla varılacağına.
Sevgi arsızıdır kadın.
Verdiğinden daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı…
Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar,
Birlikte çoğalacaklarını bilmeyenlerdir.
Bir kadını sevmekle başlar her şey ama,
Bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün maviliklerine.
Kendine inananlara, aşka inananlara koşar.
Hem yaman bir aşk avcısı,
Hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur kadın.
Bir kadını sevmekle baslar her şey ama
Bir kadını tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere.
Hayatla dalga geçmesini bilir kadın,
Tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi.
Ağız dolusu gülüşlere teslim olur.
Bir kadını sevmekle başlar her şey ama
Bir kadını tanımakla tanık olunur tutkuların gücüne.
Göze alandır kadın; çekip gitmeyi, sahip olduklarından vazgeçmeyi,
Karşılık beklememeyi…
Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever.
Dedim ya bir dünyadır kadınlar,
Yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen…
Yüreğini sevgiye açan
Ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi…
Şimdi bir düşünün,
“Kaç kadını” değil, “bir kadını” tanıyabildiniz mi bugüne değin? ? ?
Tanrı, kadınlara geçmişi ve geleceği,
Erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti,
Kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz,
Erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar.

Ahmet Altan

 

basit yaşayacaksın… Mart 1, 2007

Kategori: Derin Anlam — pacch @ 12:03 am

Basit yaşayacaksın, basit.
Mesela susayınca su içecek kadar basit.
Dört çıkacak, ikiyle ikiyi çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazın
Tek bir düğme, tek bir cümle gibi.
Sevince lafı dolandırmadan söylediğin ‘Seni Seviyorum’ gibi.
Basit bir öpücük yetecek sana.
Basit, sıcak bir öpücük; ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
Öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.

Kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu.
El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak en değerli kağıdın;
Hep yanında taşıdığın,atmaya kıyamadığın.
İki harakette giyiniverecek, iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman ve yola çıkman arasında geçen süre..
Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman
Ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.

Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını,
Bakışların bile anlatabilecek kendini.

Beklentilerin de basit olacak.
Kaf Dağının önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
Ya da bir damla göz yaşı yaşatacak sana en ucuz romanını.
Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.

Bir kaşarlı tost olacak aradığın nasıl oturacağını bilemediğin sofrada,
Parmakların en kıymetli çatalın,
Yine aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
İskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.
Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana
kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir fa diyez’in mutluluğunu.

Makyajın ilk a’sına kadar bilmen yetecek.
Temizlik kokacak en pahalı parfümün.
‘Bilmiyorum’ diyebileceksin bilmediğinde
Ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.
Tek dereden su getirmen yetecek,
Bir istemiyorum diyebilmeye.
Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.

Saatin,sadece saati gösterecek,
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.
Küçük bir not defteri olacak ‘bilgini’ en hızlı ’sayan’.

Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi basit…

Yalçın ERGİR

aşığım bu şiire…

 

hamdım; piştim, yandım… Mart 1, 2007

Kategori: Derin Anlam — pacch @ 12:01 am

Varlıkta eğer dost istersen bulmak
Kurtul görünüşten, özü keşfetmeye bak!
Kat kat örtüye saklıdır varlığı,
Kendinde o, ondaysa cihandır tutsak.

- – - – - – - – - – - -

Taş yeşermez geçmiş olsa da nevbahar,
Toprak ol da bak nasıl güller açar.
Taş gibi idin çok gönül kırdın yeter,
Toprak ol üstünde hoş güller biter.

- – - – - – - – - – - -

Sevgilinin şekli yoktur; ister bu dünyanın aşkı olsun, ister öbür dünyanın, bu böyledir. Şekle aşıksan, can bedenden çıkınca neden bırakıveriyorsun onu? Şekil yine yerinde; bu duyuş, bu vazgeçiş neden? Ey Aşık ara bir bakalım, sevgilin kimdir senin?

 

- – - – - – - – - – - -

Can! A benim yeryüzünde olan aşağılık parçam! Bedenin gönlü yeşilliğe akar, suya akar; çünkü aslı odur, ondandır o. Canın meyli ise yaşayıştadır; çünkü mekansızlığın canı onun aslıdır. Can hikmete bilgeliklere yönelir. Can yücelmek yükselmek ister; beden ise kazanca düşkündür; yiyeceğe içeceğe düşkündür. Yücelmenin düşkünlüğü de, yücelmenin aşkı da canadır.

- – - – - – - – - – - -

Yemyeşil daldan ayrılmayacak yapraklar bitsin diye gönül, dalındaki sararmış yaprakları döker. Ta ötelerden yepyeni bir tat salına salına gelsin diye eski sevincin kökünü kazı. Yüzü örtülmüş kökü göstermek için gam, çürümüş ve pörsümüş kökü söker atar. Gam gönülden neyi döker, neyi sökerse karşılık olarak gerçekten de daha iyisini getirir. Gamın gerçek inanç ehlinin kulu kölesi olduğunu bilen kişiye, daha fala lütufta bulunur gam.

- – - – - – - – - – - -

Ey kardeşim! Sen fikirden ve düşünceden ibaretsin. Senin varlığın bunlardandır. Geri kalan sinir ve kemiktir ki, onlar hayvanlarda da vardır.

- – - – - – - – - – - -

Denizi gören göz başka, köpüğü gören göz başka…
Köpüğü bırak da denizin gözüyle bak sen! Köpükler, gece gündüz denizden meydana gelir, onları deniz harekete geçirir. Fakat ne şaşılacak şey ki, sen köpüğü görüyorsun da denizi görmüyorsun.

- – - – - – - – - – - -

Yaşadığın dünyaya bak; Yüce Tanrı, hangi eserini sevginin kucağında büyütmemiş? Neden okşamak ve kucaklamakla gidilecek yere, tekme tokatla erişmeyi tercih edersin?

- – - – - – - – - – - -

Ne kadar zengin olsan, ancak yiyebileceğin kadar yersin.
Deniz testiyi daldırsan, alabileceği kadar su alır, gerisi kalır.

- – - – - – - – - – - -

Beni ısıran köpeğe bile dua ederim; “Ya Rabbi” derim, “Sen onu bu huyundan vazgeçir! Şu köpekler halk tarafından taşlanmasınlar diye, onlara ısırmama düşüncesi ver!”
(MEVLANA)